GÜNDEM
Giriş Tarihi : 03-08-2021 09:53

Yangınlar ve sellerin nedeni konusunda bilimsel açıklama

Dünya çapında etkisini göstermeye başlayan küresel iklim değişikliği felaketleri de beraberinde getiriyor. Sel, taşkın ve büyük çaplı yangınlarda yaşanan artış insanoğlunun geleceğini tehdit etmeye başladı. Gazetemize konuşan Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mahnaz Gümrükçüoğlu Yiğit, Türkiye’yi de derinden etkileyen seller ve ülkemizin güneyinde devam eden büyük çaplı yangınlarla ilgili dikkat çeken tespitlerde bulundu.

Yangınlar ve sellerin nedeni konusunda bilimsel açıklama

ÖZEL HABER-NAZİLE AKARSU-SARE TAŞKIN

FELAKETLER PEŞ PEŞE GELİYOR

Doç. Dr. Mahnaz Gümrükçüoğlu Yiğit, “Ülkemizde kuraklıktan etkilenen il sayısı 41’e çıktı. Sakarya bu illerin arasında yok ama diğer illerde kuraklık varsa eninde sonunda Sakarya’ya da yansıyacaktır.” ifadelerini kullandı.

 

“GEZEGENİMİZ HIZLA ISINIYOR”

2050 yılında yaşamamız gereken iklimi 2021 yılında yaşıyoruz” diyen Doç. Dr. Gümrükçüoğlu Yiğit, “Son 200 yıldır ortalama olarak gezegenimizin sıcaklığı 1,1 derece arttı. Bu çok küçük bir rakam gibi gözüküyor ama dünyanın ikliminde jeolojik devirler boyunca çok fazla sıcaklık değişikliği meydana geldi. En son ve en iyi bildiğimiz buzul devrelerin arasındaki sıcaklık farkı 5 dereceydi. Sadece 5 derecelik sıcaklık farkıyla buzul devresine girip çıkabiliyoruz.  Bu buzul devri 2 milyon yılda yaşanmıştı, çok uzun yıllar içerisinde yaşandı ama biz 1,1’lik sıcaklık farkını topu 1850’li yıllardan itibaren yaptık. O yüzden yaşadığımız büyük bir problem. Eğer çok uzun sürede bu ısınma meydana gelseydi belki de bu kadar sıkıntı yaşamayacaktık. Bu değişiklik ivmelenmiş bir şekilde hızlandı hatta buzullardaki erime tahmin edilenin çok üstünde. 2050 yıllarında göreceğimiz etkileri şuan yaşamaya başladık.” dedi.

 

“DÜNYAYI TEKRAR YARATAMAYIZ”
İklim değişikliğinin her geçen gün kötüye gittiğini belirten Doç. Dr. Mahnaz Gümrükçüoğlu Yiğit, “Dünyamız şuan da ciddi anlamda kötü durumda. İvme beklenenden hızlı gerçekleştiği için bu nedenle bu kadar çok afetle karşı karşıya kalıyoruz. Her akşam haberlerde sağanak yağış arkasından meydana gelen selleri ve heyelanları seyrediyoruz.  Bir siyasetçi Rize’de yaşanan selden sonra dedi ki; ‘Aynı evlerinizi aynı yerlerde yapacağız’, bu korkunç bir şey. Orada o evi yaptığın için sel olmuş zaten, dere yatağını daralttığın için bu kadar büyük bir yıkım yaşanmış. Aynı hatayı tekrar yaparsanız yaşanan şeyler tekrar yaşanacaktır.  Biz bu yüzyılın sonuna kadar sıcaklık artışını 2 derece de sınırlandırabilirsek o zaman biraz baş etme şansımız var. Teknolojiyi ne kadar geliştirirsek geliştirelim, geliştirdiğimiz teknolojiyle dünyamızı tekrar yaratamayız. Mars’a gideriz yaşarız diye düşünüyorsa insanlar onun da hayal olduğunu kabul etmeleri gerekiyor.” şeklinde konuştu.

 

 

“SU KAYNAKLARIMIZ TÜKENİYOR”
Su kaynaklarımızın heba olduğunu belirten Doç. Dr. Gümrükçüoğlu Yiğit, “Maalesef planlar küresel ısınmayı düşünmeden yapılıyor. Sanayi gelişimi, kentlerin kurulması, turizm gelişmeleri iklim değişikliği dikkate alınmadan yapılıyor. Su kaynaklarımızı verimli kullanmıyoruz. İçme suyu kaynaklarımızı içme suyu olarak kullanmıyoruz. Biz su denetimi deyince barajlardaki su seviyesini düşünüyoruz. Bir yerdeki su yetmeyince oraya baraj yapayım anlayışı var. Çok ciddi yatırımlar yaparak havzalar arası su transferi yapılıyor. Su kaynağının yerin değiştirmek yerine o havzanın içerisinde değerlendirmemiz gerekiyor. Sapanca gölünü etrafta gölü besleyen her türlü su kaynağı ile birlikte değerlendirmemiz gerekiyor. Sapanca Gölü sadece içi su dolu bir çanak değil. Sapanca gölünde yaşayan canlılar var, direk içme suyu olarak kullanıyoruz. Allah’tan Sapanca Gölü dipten beslenen bir göl yoksa şimdiye kadar o da kururdu. Sapanca Gölünden insani kullanımları durduramayız ama sanayi kullanımını durdurabiliriz.” ifadelerini kullandı.


“TARIMSAL SULAMA POLİTİKASI GEREKİYOR”
Doç. Dr. Mahnaz Gürükçüoğlu Yiğit, “Büyük problemlerimizden bir tanesi de tarımsal sulama. Tarımsal sulamada çok fazla su kullanıyoruz ve teknolojiyi bu konuda geliştiriyoruz. Tarımsal sulamadan vaz geçemeyiz çünkü gıda oradan geliyor. Tarımsal sulama için gerekli önlemler alınarak, teknolojiler geliştirilmeli, iklime uyumlu ürün desenine uygun ürün yetiştirmeliyiz.  Marmara Denizi’nin 2 katı büyüklüğünde olan Aral Gölü, yanlış tarım sulaması yüzünden yok edildi. Koskocaman göl yok oldu, bizde yavaş yavaş Marmara’yı yok ediyoruz. Turizm politikamızda yanlış kıyıları betonlaştırarak turizm yapamazsınız. Dünya da betona bağlanmış bir turizm anlayışı yok.” dedi.

 

 

 

“RADİKAL KARARLAR ALMAMIZ GEREKİYOR”
Derelerin yataklarını daraltırsanız seller olmaya devam edecektir diyen Doç. Dr. Gürükçüoğlu Yiğit, “İklim değişikliği yüzünden sağanak yağış arttı ve artmaya devam edecek.  Havalar o kadar ısındı ki oluşan nem sağanak yağış oluşturuyor.  Sonra da 3 saatlik yağış 5 dakikada düştü diye duyuyoruz. Önümüzdeki dönemlerde çok daha radikal kararlarla devam etmemiz gerekiyor. Her derenin önüne ‘HES yaptım, enerji elde ediyorum’ diyerek zapt ederseniz, derelerin yataklarını daraltırsanız seller olmaya devam edecektir. Dere yataklarına imar izni verirseniz, dereler kendilerini yenileyemez, her yeri betonla kaplarsanız gelen yağmur suları sızmıyor ve taşkınlar oluyor. Dünyamızın başına gelen her şeyin sebebi biz insanlardır. Bir yandan yanıyoruz, bir yandan boğuluyoruz. Yazın içemediğimiz suda kışın boğuluyoruz. Yaşamımızı sürdürebilmemiz için planlama yapmamız gerekiyor. Sadece yaraları sarmakla afetleri önleyemeyiz” şeklinde konuştu.


“SAPANCA GÖLÜNÜ KAYBEDECEĞİZ”
Sapanca Gölü’nün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Doç. Dr. Mahnaz Gürükçüoğlu Yiğit, “Bizde genellikle afet denince akla deprem gelir ama kuraklık da ciddi bir afettir.  Bu şekilde imar izinleri verilmeye devam ederse, betonlaşma bu şekilde devam ederse, dere yataklarını kurutursak Sapanca Gölünü besleyemezsek gölümüzü kaybedebiliriz. Sapanca gölünün şuana kadar dayanmasının sebebi de alttan besleniyor olmasıdır. Bu kadar insanı oraya getirmek bir sürü şeyi ortadan kaldırmak anlamına geliyor. İçme suyu ihtiyacını, atık su ihtiyacını arttırıyorsunuz, ormanları yok ediyorsunuz. Bununla birlikte yeraltı sularını besleyen sızıntıları yok ediyorsunuz. Bu yanlış planlamaların getirisi kısa vadede gözükmese de uzun vade de Sapanca Gölünde çok büyük problemler yaşayacağız. Bu kadar su kullanımı artmış olmasına rağmen hala Sapanca’dan sanayi için su çekilmeye devam ediyor. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi kullandığımız sürece kaybetmemiz kaçınılmaz.  Aral Gölü yok ediliyorsa Sapanca Gölü de yok olabilir. Göller yok olursa tekrar geri getiremeyiz” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Beşiktaş410
  • 2Trabzonspor410
  • 3Fatih Karagümrük510
  • 4Fenerbahçe410
  • 5Konyaspor410
  • 6Altay59
  • 7Galatasaray48
  • 8Hatayspor47
  • 9Kayserispor47
  • 10Yeni Malatyaspor56
  • 11Alanyaspor46
  • 12Kasımpaşa45
  • 13Göztepe55
  • 14Gaziantep FK44
  • 15Antalyaspor44
  • 16Sivasspor42
  • 17Adana Demirspor42
  • 18Çaykur Rizespor41
  • 19Başakşehir FK40
  • 20Giresunspor40
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA